Bazen işler yolunda gitmez, bazen her şey toz pembe olmaz, bazen pozitif olacak gücün kalmaz. Bu oldukça normal. Bir güruh var, insanların, özellikle annelerin her zaman pozitif ve mutlu olmaları gerektiğini savunan.Sahip olduğu her şey için sürekli ama sürekli şükretmesi, asla şikayet etmemesi, her daim iyi ve güzel ruh halinde olması gerektiği savunuyor.

Birine bir derdini anlattığında, ona bi sorunundan bahsettiğinde sürekli “Senden daha beter durumda olanlar var, şükret, buna mı üzüldün, bunu mu dert ettin” diyorlar. sosyal medya gönderilerindeki kocaman gülücükler, sadece pozitif titreşimler tarzı yazılar da cabası. Böyle böyle birilerine bir şey anlatmaya çekinir, utanır olduk.

Ancak bazen gerçekten olmaz, işler yolunda gitmez. Senin de gemileri yakmaya, yıkmaya, şikayet etmeye hakkın var. Gerçekten toparlamak, toparlanmak için gerçekten dağılmaya ihtiyacın var. Her zaman iyi, mutlu, yüksek, pozitif olmak zorunda değilsin.

Pandemi döneminde çocuklarla evde olmanın zorluğundan bahseden bir anneye gelen “Şikayet etmeye hakkın yok, her zaman içinde bulunduğun durumun iyi yanından bakmalısın” yorumu geldi. Bu apaçık toksik pozitifliktir.

Annelere yaklaşılan bu davranışta savunulan şey aslında sürekli pozitif olmak değil, içinde bulunduğun durumu inkar etmektir ve bu sağlıklı değildir. Bu durum anneyi dışarı çıkmaktan, sosyal hayata karışmaktan alıkoyar, sorunlarını dile getirmeye çekinir hale sokar.

Annelerin her zaman olumlu ve pozitif olmasını beklemek, annenin mevcut sorununun farkedilmesinin de önüne geçer.Bu tavırları sergileyenler her zaman başkaları olmuyor. Toksik pozitifliği bazen kendi kendimize de yapıyoruz. “Pandemi zamanı stresli olduğum için kendimi suçlu hissetmemeliyim, en azından sağlığım yerinde.” “İşyerimin baskılarını bu kadar kafama takmamalıyım, böyle bir zamanda en azından hala çalışabiliyorum” gibi. Bu tutumlar sorunu çözme yolunu tıkıyor.

Peki nasıl yeneceğiz bu toksik pozitifliği?
Çözümü üç aşamalı:
Negatifi hoş karşılama,
empatimizi artırma ve
“Evet ve” ifadesini benimseme.

Negatifi Hoş Karşılama: Güneş kadar yağmurlar da güzeldir, ışık kadar gölgeler de güzeldir. Hayat bizlere iyiyi ve kötüyü aynı anda sunabilir. Her şeye kucak açmak, onları reddedip içlerde bir yerde üzülmekten çok daha güzeldir.

Empatimizi Artırma:Kimsenin hikayesini onun kadar bilmiyoruz. Birilerini “iyi” olmaya zorlamadan önce, onun yaşadığı durum ve konuma kendimizi koyalım. Hala her şey yolunda mı?

“Evet ve” İfadesini Benimseme: Her şeyi kategorize etmek, her şeyi sınıflandırmak istiyoruz. Bu iyi, bu kötü, bu güzel, bu çirkin… Bazen bir şey hem güzel hem de çirkin olabilir. Hem güzel hem de zor olabilir. “Annelik çok güzel ama çok zor” yerine, “annelik çok güzel ve zor” demeyi deneyin. “Anne olmayı çok seviyorum ama sorumulukları çok zor” demek yerine “anne olmayı çok seviyorum ve de bunun sorumlulukları var” demeyi deneyin.

Hayat böyle. Aynı anda hem muhteşem hem de trajik, hem sıkıcı hem de sürükleyici olabiliyor. Tüm bu süreçte birbirimiz için burada olmak harika değil mi? ??

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir